15 Şubat 2012 Çarşamba

Mamam diiil!


-Oğlum yarın sen de bizimle okula geliceksin.
-Mamaaam.
-Orada arkadaşlar var, onlarla çok güzel oyunlar oyanacaksın.
-Mamaaam.
-Hamur da oynayabilirsin,
-Mamaaam.
-Abin gibi öğretmenlerini dinleyeceksin.
-Mamaaam
-Okula giden çocuklar çişini kakasını oradaki güzel tuvaletlere yapıyor sen de oraya yapıcaksın.
-Mamam diiiil.
-Sen ne yapıcaksın okulda?
-Ödeb(Abisinden kaptığı ödev sevdası)

        Anlaşıldığı üzere bugün  okula götürmek mecburiyetinde kaldık. Akşamdan ısınma çalışmalarına başladık.Abisi de bolca katkıda bulundu.
-Kardeşim bak okulda çok güzel oyuncaklar var. Legolar, arabalar... Hem bak annem sana da çanta hazırladı. Senin de çantan olucak. Ben tenefüslerde yanına gelicem seni yaınız bırakmam merak etme...
-Mamaaaam

      Yatma hazırlıkları başlayınca abimizi bir endişe kapladı. "Anne Ayaz'ın paylaşmama çağı yaa. Herkesin elinde gördüğünü de alıyor.Birisinin elindeki oyuncağı alırsa ve onlarda kardeşime vurursa nolucak şimdi?"

 O,
         *27 aylıkken ilk okul deneyimini yaşadı.
         *Elbette dayak yemedi. Hatta yan bakışlara bile göz dağı verdi.
         *Boyundan büyük çantasını sırrtından çıkarmak istemedi.
         *Ne olduğunu pek anlayamadı.
         *Abisinin sınıfını dolaşıp arkadaşlarıyla tanıştı.
         *Küçücük yataklara baştan balıklama dalıp, hatta bir iki yatağa sahip çıkmaya çalışıp sonra uyumadı.
          *Ve elbette "anne baak güçücük tıbaleeet" diye sevindi fakat malum işi oraya yapmadı.
Ben,
          *Bütün gece ne yapacağız diye iç kararttım.
          *Sabahları iki çocukla okula gitmenin ne ölçüde enerji ve sabır gerektirdiğini öğrendim.
          *Çok yoruldum, çok yoruldum, çok...


9 Şubat 2012 Perşembe

bi gakka miniim...

      Türkçe meali ,bir dakika, benim.
 Bu aralar nasıl baskıcı nasıl taklit edici oldu anlatamam. Dönemsel desem değil. Aklı fikri abisinde. Ne yedi, ne dedi, ayağa mı kalktı, ödev mi yaptı, anneyle sohbet mi ediyor yoksa babayla mı güreşiyor... Çocuk Bıdık Beyin sürekli göz hapsinde. Ne yapsa taklit ediliyor. Eline ne alsa hemen "minim" oluyor. Kumaaana(kumanda) minim, koka(çikolata) minim, kakız minim(sakız), anne minim...

İllaki onunla itişip kakışacak.Sürekli rahatsızlık verecek. Eğer kafasına uymuyorsa üstüne atlayıp güreşecek.

O ne yerse o da ondan yiyecek. Aşağıda görüldüğü gibi görür görmez bir şurup kaşığı bulmuş abisinin coco popsuna ortak  olmuş.
O ne içerse ortak olacak hatta onun hakkını da alacak... Kuzum, hain kardeşe pipeti kaptırınca nasıl da canı sıkılmış.

O poz mu verdi hemen aynısından yapacak, dans mı ediyor anında o da ayakta, öksürdü mü o öksürmese olmaz. Abisi düşse daha ayağa kalkamadan o da kendini yere atıp ondan önce "buuus"(buz) isteyecek. Onun malına ondan önce sahip çıkacak.

 Her şeyine ortak, yatağına, battaniyesine, oyuncağına ödevine...
Aşağıdaki iyi hallerden biri. Uyku sersemi ya daha:)) Yoksa yatan çocuğu ittirip onun yerine o yatacak çünkü herşey onun...
 Gölge gibi sürekli arkasında...
Tüm bunlara rağmen abisi hiç efendiliği bırakmayacak, ara ara isyan etse de yılmayacak, bıkmayacak hep kardeşini kollayıp sevecek.

Valla ben olsam yapamam.

8 Şubat 2012 Çarşamba

Erkek Milleti Değil mi...

     Bizimkini nihayet sütten kestik. Aslında neredeyse bir ayı geçiyor keseli. Abisi o kadar emdi hak geçmesin dedi ya babası abiyi bille solladık hatta. 26 ay boyunca bu işi yapınca ne vücut ne de çocuk bitirmek istemedi tabi bu işi. Baştan sen abi oldun bebekler emsin sen abi sütü iç açıklamaları kar etmeyince haince planlarla yaptık bu işi. Böcek var dedik elinde terlikle böcek öldürmeye çalıştın, acılaştı artık dedik şurup sürdüğümüzü anladın nihayetinde bitirdik ama...
      Şimdi bana ihtiyaç kalmadı ya toptan silindim defterden. Koskaca on beş gün geceli gündüzlü bir arada geçirdik. İnsan alışır tüm gün vakit geçirmeye, özler annesini di mi? Eskiden yaptığı gibi okuldan gelince üstüne atlar ya da ne biliyim azıcık gün içinde huzursuzluk yapar. Nerdeeee... Bizimki tatilin bitip işin başladığı ilk gün ağlayarak karşıladı beni. Teyzesi gidiyor diye ortalığı yıktı. Onu oyalayacağım diye ne çadır kurmadığım  kaldı ne çikolata  sakız rüşvetleri teklif etmediğim ama nafile. Ağlamak yetmedi sokak kapısının önüne yattın. Gözümün içine baka baka "teezeeee" diye ağladın.  Salı günü biraz daha iyi karşılandım. Bakalım bu akşam beni neler bekliyor? Hani Ada'da da tam bu yaşlarda aynı şeyi yaşamasam bunalıma gireceğim. Çocuklarımın çok sevdiği bir teyzeleri olduğu için sevinmeli mi yoksa bu kadar ikinci plana atıldığım için ağlamalı mıyım bilmiyorum.
      Kısacası süt bitti ilgi alaka bitti. Nerde o eski karşılanmalarım , yakamı paçamı paralamaların... Erkek milleti değil mi işte, işi bitti gözünden düşürdü beni.

Kardeş Dayanışması

     Hani ona bağırdığım zaman "O daha küçük bi çocuk anne ne anlasın senin kurallarından bağırma ona" diye abisi kollardıya onu. Şimdi o da başlamış abisini kollamaya. Pazar kahvaltısında buz pateni macerasında kesilen eline babası yanlışlıkla dokununca ağlayan abisini gören Bıdık Bey, kahvaltı masasında panter kesildi. Babasına çıkardığı sesler, yaptığı mimikler yeni dönem çizgifilmlerindeki canavar karakterlere benzese de kendince kolladı abisini:))Hem de bizi bolca güldürerek...
Yakında yazacağım ya yarıyıl tatil anılarını beni gaza getirsin diye bu fotoğraf da...

31 Ocak 2012 Salı

Miskin tatil

Bugün tek başına omlet yaptı. Kendi kırdı, kendi çırptı, kendi pişirdi. Kendi yedi de diyebilseydim keşke:)) Heyecanlanıp babasını aradı tamamen kendim yaptım diye...

Dün de facebook profilini düzenlemeyi öğrenmiş. Şifre değiştirmeyi de öğrenirse yandık.

İlk hafta yaptığımız bol adrenalinli hızlı tatilden sonra bu haftayı miskince geçiriyoruz. Üşenmezsem bir ara Bıdık Beyin ilk kayak denemesinden de bahsederim.


Bunu da az önce Ada'nın bilgisayarını karışıtırırken buldum, baktık, güldük...
Ne minik ve ne çok saçlılar:)))

13 Ocak 2012 Cuma

Bizimkiler


Anne yarın okulda  parti var haşlanmış kotumu giycem.



















Anne karboku oynam.

Ye kürküm ye misali:))

     Doktorun dediğine göre damarlarımı açan bir iğnem var, vurulurken oldukça acı verip yakan. O sebeple de yavaş, oldukça yavaş vurulması gereken. İkinci iğneyi yapan hemşire oldukça acele ettiği için bacağım kasılmış yürüyememiştim bir süre. Geçen gün baktım yine o. Eyvah, yandık! deyip uzandım. Önce hoş geldinizle karşılandım. Baktım bizimkinin vurduğu iğne varla yok arası. Ne ete girdiğini ne de ilacın verildiğini hissetmiyorsun. Sonra geçmiş olsunlar, bir itibar, bir itibar... Ayağa kalkıp toparlanırken bir yandan da nasıl böyle farklı davrandığını düşünürken kahkahayı basıverdim. Okuldan aceleyle çıktığım için önlüğüm sırtımda gelmiştim. Askıda önlük bir anda beni doktor, iğneyi de lokum yapmıştı.
    Şimdi önlüksüz gezmiyorum:)))

2012 bir diyeceğin mi vardı?

         Yeni yılın yirminci dakikasında telefonumu su birikintisinin ortasına düşürdüm. Şimdi arada tepesinden üfleyince çalışıyor:)) (O benim geçen yılki yeni yıl armağanımdı.)
         İlk haftasında cerahından, üroloğuna taşınmadığım doktor kalmadı. İki hastene dolaştım. Acillerde yattım. İki ultrason, defalarca tahlille delik deşik oldum. Üçüncü günü fizik tedaviye, beraberinde de istemediğim ilaçlara başladım. Şimdi çok yorgunum. Üstüne bir de 19 mayıs...
        Acaba diyorum bir şey mi demek istiyorsun?
        Üstelik ben, seni zıp zıp zıplayıp hoş geldinlerle karşılamıştım.

20 Aralık 2011 Salı

Ne varsa eskilerde var...

        Huzurlu evimin sakin elektrikli aletleri  tıkır tıkır çalışmaktaydı. Geçtiğimiz haftalarda komşularımızdan birinin elektrik saatlerini bir bilgisayarcıya kurcalatmasından sonra fişe takılı makinelerim cayır cayır yanıp hayata gözlerini yumdular. Bunlardan en acı vereni de yeni aldığım canım çamaşır makinem oldu. İçindeki aslen beyaz ama o an için bol kirli çamaşırlarımı da kendisine hapsederek yanık kablo kokuları eşliğinde durdu.Ertesi güne kadar yarı ıslak makine içinde bekleyen çamaşırlarım servis elemanlarının yardımıyla özgürlüğüne kavuştu.
         Hani sadece kirli ve kuru olsalar elimi sürmeyeceğim çamaşırların yıkanması gerekti tabi. O haliyle kurutmaya utandığımdan ve de makinenin büyük arıza sebebi ile ne zaman geleceği belli olmadığından
önce hepsini yeniden ıslatıp Ada'ya   çırpma (çiğneme) görevini verip kendime de sakız gibi kıvama getirecek çitileme görevini aldım:P Baştan ayakları yanan, sonra "Oooo anne süper ayakları rahatlatıyor" deyip  coşan oğlumla banyoda çamaşırları yıkamaya kendimizi kaptırmışken evin bir diğer ferdi Bıdık Beyin hiç sesinin çıkmadığını neden sonra fark ettim. Israrlı seslenmelere rağmen çıt çıkarmayınca önemli işler peşinde olduğunu çok acılı bir biçimde öğrendim. Bizimki abisinin çantasından aldığı yeşil keçeli kalemle salonu sol baştan başlayıp sağ başa kadar hiç bir şeyi atlamadan çizmişti. Koltuklar, televizyon, mobilyalar... Arı gibi çalışılmış her geçilen noktaya bir iz bırakılmıştı. Çamaşırlara ara verip bu sefer koltukları silmeye başladım. Bu arada çamaşır çiğneme görevi yapan Ada da üstü başı sırılsıklam vaziyette  -doğal olarak tüm koridoru da ıslatarak- gelip koltuk silme işlemini de pek eğlenceli bularak katıldı. Bıdık Bey ise eserlerini yok ettiğimiz ve itiraf ediyorum yüksek sesli uyarılarım sebebiyle küsüp koridordaki ağlama duvarına kaçtı.

          Sonunda çamaşırlarım pek sakız kıvamında olmasa da ıslanmış ve sıkılıp asılmış:)) Koltuklarım eski halinde olmasa da silik şekilde Picasso karalamaları eşliğinde ve ıslak:(( Sonradan çamaşır çiğneme  işine katılan Bıdık Bey'inkilerle birlikte ıslatılmış üst baştan oluşmuş bir kucak dolusu daha kirli çamaşırımla işimi tamamladım. Bu arada ellerim çitilemekten titremeye geçmiş (vallahi püsürlükten değil sağlık problemleri sebebiyle  ellerim fazla sıkma yoğurma işine gelemiyor:)) saç baş dağılmış ıslak ve ağlak bir şekilde eve gelen kocayı karşılayıp bundan sonra benden kimseye fayda gelmez deyip yemek hazırlama işini  ona kendimi de ıslak koltuklara attım.

          Bir çamaşır makinesinin arızası bu kadar eziyetli hale gelince ki diğer kayıpları saymıyorum ister istemez anneciğimi düşündüm. Üç çocukla makinesiz bu kadıncağız nasıl onca çamaşırı bulaşığı yıkayıp bir de üstüne yemek pişirip, ütü yapmış?
          Bana iki kez elde çamaşır yıkamak bile yetip, bunca kelimeyi ard ardarda getirmemi sağlarken o kutsal kadın nasıl bu işleri yıllarca yapmış hayret ettim.
        
           Bu arada diğer arızalı aletler hala arızalı halleri ile durmaktalar ilgili kişilere duyurulur.
          

10 Kasım 2011 Perşembe

Kalplerdesin...

Bugün, sana mektup yazdılar.

Teşekkürler, sevgiler, iyi ki varsınlar, hani çocukları çok seversin ya şimdi yanında olsam benimle
oynar mısınlar, keşke yaşasaydınlar...

Bizimlesin, sonsuza dek...