17 Haziran 2010 Perşembe

Bu tutmuş, bu yemiş misali, bu bırakmış, bu yemiş...



Her şey birinin okula yirmi dakika geç gitmesi ile başladı desem...
Çocuklar çoğalınca yapılacak işler de çoğalıyor, halbuki ben değil miydim dün "nasıl gidiyor iki çocuklu hayat" diyenlere "Oooo bomba gibi, her şey yolunca, kolay işmiş, herkes bir kardeş yapsın." diye ahkam kesen.
Biri okula geç kalınca kahvaltıları sıraya girdi elbette. Önce abininki hazır olsun, çünkü birazdan baba gelip onu okula götürecek. Çikolatalı krep tabakta hazır abinin önüne, anne mutfağa Bıdık Bey'in kahvaltısını hazırlamaya. İçeride çıt yok, bir kolaçan etmeli değil mi?
Abi kahvaltıyı çoktan unutmuş çizgifilme dalmış. Obur kardeş bulduğu hazineyi talan etmeye dalmış. Yer gök çikolata. Tırnaklardaki karalığın suçlusu çikolata.
Sonra mı?
Sonra abiye tekrar kahvaltı çünkü pançiklenmiş krep yemezmiş. E haklı çocuk. Onu okula uğurla. Diğerine de hazırla Sonra bol panikli bir kabızlık macerası. "E insan ikinci de tecrübeli oluyor tabi" diyen annede salya sümük ağlama. Bıdık Bey'in ilk kez dinmeyen bol çığlıklı ağlaması. Hayal bile edilemeyecek bir operasyon...
Anneye kahvaltı mı? O çooook sonra :))

2 yorum:

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Ben daha birini doğurmamışken ne diyebilirim ki???? İlla ki zor ama biraz daha büyüsünler rahatlayacaksın. Keyifli olacak:)) Mutlu haftasonları! Öptüm sizi:)))

sinem (adacim) dedi ki...

Kirpikteki Gözyaşı,
Şimdi de keyifli aslında. O an değil ama şöyle üzerinden on on beş dakika geçince gülüyoruz bolca.Teşekkürler sana da en güzelinden diliyoruz...