Huzurlu evimin sakin elektrikli aletleri tıkır tıkır çalışmaktaydı. Geçtiğimiz haftalarda komşularımızdan birinin elektrik saatlerini bir bilgisayarcıya kurcalatmasından sonra fişe takılı makinelerim cayır cayır yanıp hayata gözlerini yumdular. Bunlardan en acı vereni de yeni aldığım canım çamaşır makinem oldu. İçindeki aslen beyaz ama o an için bol kirli çamaşırlarımı da kendisine hapsederek yanık kablo kokuları eşliğinde durdu.Ertesi güne kadar yarı ıslak makine içinde bekleyen çamaşırlarım servis elemanlarının yardımıyla özgürlüğüne kavuştu.
Hani sadece kirli ve kuru olsalar elimi sürmeyeceğim çamaşırların yıkanması gerekti tabi. O haliyle kurutmaya utandığımdan ve de makinenin büyük arıza sebebi ile ne zaman geleceği belli olmadığından
önce hepsini yeniden ıslatıp Ada'ya çırpma (çiğneme) görevini verip kendime de sakız gibi kıvama getirecek çitileme görevini aldım:P Baştan ayakları yanan, sonra "Oooo anne süper ayakları rahatlatıyor" deyip coşan oğlumla banyoda çamaşırları yıkamaya kendimizi kaptırmışken evin bir diğer ferdi Bıdık Beyin hiç sesinin çıkmadığını neden sonra fark ettim. Israrlı seslenmelere rağmen çıt çıkarmayınca önemli işler peşinde olduğunu çok acılı bir biçimde öğrendim. Bizimki abisinin çantasından aldığı yeşil keçeli kalemle salonu sol baştan başlayıp sağ başa kadar hiç bir şeyi atlamadan çizmişti. Koltuklar, televizyon, mobilyalar... Arı gibi çalışılmış her geçilen noktaya bir iz bırakılmıştı. Çamaşırlara ara verip bu sefer koltukları silmeye başladım. Bu arada çamaşır çiğneme görevi yapan Ada da üstü başı sırılsıklam vaziyette -doğal olarak tüm koridoru da ıslatarak- gelip koltuk silme işlemini de pek eğlenceli bularak katıldı. Bıdık Bey ise eserlerini yok ettiğimiz ve itiraf ediyorum yüksek sesli uyarılarım sebebiyle küsüp koridordaki ağlama duvarına kaçtı.
Sonunda çamaşırlarım pek sakız kıvamında olmasa da ıslanmış ve sıkılıp asılmış:)) Koltuklarım eski halinde olmasa da silik şekilde Picasso karalamaları eşliğinde ve ıslak:(( Sonradan çamaşır çiğneme işine katılan Bıdık Bey'inkilerle birlikte ıslatılmış üst baştan oluşmuş bir kucak dolusu daha kirli çamaşırımla işimi tamamladım. Bu arada ellerim çitilemekten titremeye geçmiş (vallahi püsürlükten değil sağlık problemleri sebebiyle ellerim fazla sıkma yoğurma işine gelemiyor:)) saç baş dağılmış ıslak ve ağlak bir şekilde eve gelen kocayı karşılayıp bundan sonra benden kimseye fayda gelmez deyip yemek hazırlama işini ona kendimi de ıslak koltuklara attım.
Bir çamaşır makinesinin arızası bu kadar eziyetli hale gelince ki diğer kayıpları saymıyorum ister istemez anneciğimi düşündüm. Üç çocukla makinesiz bu kadıncağız nasıl onca çamaşırı bulaşığı yıkayıp bir de üstüne yemek pişirip, ütü yapmış?
Bana iki kez elde çamaşır yıkamak bile yetip, bunca kelimeyi ard ardarda getirmemi sağlarken o kutsal kadın nasıl bu işleri yıllarca yapmış hayret ettim.
Bu arada diğer arızalı aletler hala arızalı halleri ile durmaktalar ilgili kişilere duyurulur.
Bu arada diğer arızalı aletler hala arızalı halleri ile durmaktalar ilgili kişilere duyurulur.


